BLOG & HABERLER

TOFAŞ, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARINI HIZLANDIRACAK

İki ayrı üretim tesisinde onkoloji, sterilisit, onkoloji non-ste-ril kabi ve non-onkoloji steril likit ürünlerin üretimleri yapan Onko Koçsel İlaçları şirketinin Yönetim Kurulu Üyesi S. Tuğba Koç, enerji üretimi ve enerji tasarrufuna yönelik projelerini anlattı. Tuğba Koç, 2018 yılında hayata geçirdiğimiz projede, endüstriyel buharın iş yaparak yoğuşması sonrasında açığa çıkan kondensin belli bir miktarı buharlaşıyor ki burada açığa çıkan enerjiyi kullanarak, sıcak su elde ediyoruz. Proje aşamasında bulunan diğer çalışmalarda ise Solarwall isimli uygulama ile kış aylarıda güneş enerjisiyle mahalleri ısıtmak, Bahar ve kış aylarında, chiller yerine soğutma kulesi çalıştırarak elektrik tasarrufu sağlamak, Yüksek verimli su soğutmalı chiller kullanarak, elektrik tasarrufu sağlamak, Kojenerasyon sistemiyle elektrik üretirken, buhar ve sıcak su da artmak havalandırma sistemlerine ısı geri kazanım üniteleri kurarak dışarı atılan egzoz ile gelen taze havayı koşullandırmak gibi hedeflerimiz var" dedi. Onko Koçsel Ar-Ge Merkezinde, alanında uzman ve tecrübeli eczacılar, kimyagerler, kimya mühendisleri ve teknisyenlerinden oluşan; jenerik, süperjenerik ve biyobenzer ilaç araştırma geliştirme çalışmalarını ülkemizin ilk ve tek, dünyada ise sayılı modern teknoloji kapalı sistem laboratuvarlarında izole cihaz ve ekipmanlarda büyük bir yetkinlikle yürüttüğünü kaydeden S. Tuğba Koç, fabrika ziyaretimizde sorularımızı yanıtladı.

Öncelikle okuyucularımız için kısaca şirketinizin yapılanmasını ve yakın dönem iş gündeminizi anlatmanızı rica ediyoruz.

Firma 1987 yılında kuruldu. İlaç sektöründeki ilk hizmetimiz kan ürünlerini ülkemizde piyasaya sunarak başladı. 1995 yılında kardeş bir kuruluşumuz olan Koçsel İlac faaliyete geçti. Şu anda Onko koçsel İlaçları olarak çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu süre içerisinde hal büyümeye yöneldi ve ülkemizde olmayan niş marketlere girdik. Bunlardan bir tanesi de onkolojiydi. Çok doğru bir alan üzerinde durduğumuza değinmemiz gerekiyor. Çünkü kanser hastalıkları ülkemizde gittikçe artış gösterdi. İlaç anlamında firmamız öncü durumdaydı. Çünkü ürün gamında bu terapötik alanlara yönelik çok sayıda ilaç vardı. Ayrıca bu ilaçların pazarlama stratejisine de hakimdik. Daha sonra 2010 yılına yaklaşırken ülkemizde sağlık politikasına yönelik yapılan bazı reformlarla yerelleşmeye önem verildi. Bu durum günümüzde de devam ediyor Bu yüzden biz de 2010 yılında bu doğrultuda Türkiye'de onkolojiye yönelik bir fabrika kurmaya karar verdik. Fabrika yatırımımıza başlamadan önce ihracatı öncelikli hedefimiz alarak belirledik. Bu hedefimizi gerçekleştirmek için alanında tecrübeli Amerikalı danışmanlarla çalışarak her iki tesisimizi de hem USFDA hem de EMA'nın güncel standartlarına uygun tasarlayarak inşa ettik. 2014-2015 yıllarda iki ayrı üretim tesisini faaliyete geçirdik. Bu tesislerimizde onkoloji, sterilidit. onkoloj non-steril katı ve non-onkoloji steril likit, üretimlerini yapıyoruz. Üretim makinalarının seçiminde ve proses akışının tasarımında modern teknoloji neslinden Dünya'daki en ustalıkla üretim teknolojisi olan tam izolasyonlu sistemleri tercih ettik. Böylece, çevreye ve insana değer veren, kaliteli, verimli ve etkin üretim sistemlerini ülkemize ilk defa kazandırmanın mutluluğunu yaşadık. Mevcut üretim kapasitemiz oldukça yüksek hatta ülkemizin özelliklede onkoloji alanındaki bütün ihtiyacını karşılayabilecek yeterliliktedir. Bizim öncelikli amacımız, Türkiye'de hem bilimsel hem de teknolojik anlamda kısıtlı ya da hiç üretim almayan ve hayati önem taşıyan katma değeri yüksek (Ülkemizin ortalama ihracat değeri yaklaşık 1,5 USO iken ilaç ihracatının ortalama ihracat değeri yaklaşık 30 USD/kg'dır.) İlaçlar ülkemizde en yüksek kalite standartlarında üretmek ve ürünlerimizi küresel pazarlara ihraç ederek hem cari açığımızı azaltmak hem de ülkemizi gurula temsil etmektir

Ülkemizdeki ilaç pazarına ithal-imal ilaçlar açısından bakılacak olursa bu alandaki eksikliğimizin farkına daha iyi varabiliriz. 2018 yılında ithal ürünler 0,38 milyar kutu satışı ile 16,03 milyar TL ciro yapmıştır. Aynı yıl imal ürünler 1,92 milyar kutu satışı ile 14,91 milyar TL ciro yapmıştır. Onkolojinin 2018 yılında %12,8 Pazar payıyla en yüksek paya sahip olan tedavi grubu olduğu ve onkoloji ilaçlarının %90’dan fazlasının ithal olarak getirildiği düşünülürse bu alandaki yerlileşme çalışmalarının Ülkemize sağlayacağı sosyo-ekonomik faydaların ne kadar büyük olabileceğini görebiliriz. Yerli ve milli ilaç üretimi ve ihracat, cari açığımızı azaltmanın yanı sıra nitelikli ve sürdürülebilir istihdam sağlayarak ilaç gibi stratejik bir sektörde yurt dışına bağımlılığı ortadan kaldıracaktır. İhracatımızın artmasıyla karlılığımızı da artırmayı ve her zaman yaptığımız gibi karımızı inovasyon odaklı AR-GE ve üretim yatırımlarımıza yöneltip Ülkemize ilkleri kazandırmaya devam etmeyi hedefliyoruz.

Markanız ülkemize alanında ne gibi ilkler kazandırdı hangi başarılara imza attı?

Onkoloji alanında Türkiye’de bir ilki gerçekleştirip tam izolasyonlu ileri farmasötik üretim teknolojilerini tesislerimizde uygulamaya geçirdik. Onko Koçsel, bu teknolojik altyapıya sahip ülkemizde ilk ve tek, dünyada ise 14. Üretim tesislerine sahiptir. Tesislerimizde, ülkemizde daha önce üretilmeyen ürünleri, formları modern teknolojileri kullanarak üretip insanlığın hizmetine sunmaktan büyük gurur duyuyoruz.

Kalite sistemimiz ve modern teknolojik alt yapımızdan aldığımız güçle, Avrupa GMP sertifikasını ilk denetimde bütün üretim hatları için hiçbir majör bulgu olmaksızın almayı başardık. Avrupa GMP sertifikalı tesislerimizle hem kendi geliştirdiğimiz ürünlerimizi yurtdışına özellikle de Avrupa Birliği’ne satmaktayız. Ayrıca Avrupa Birliği ülkeleri için fason üretim hizmeti vermekteyiz.

Ayrıca Ar-Ge merkezimiz de onkoloji alanında Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı GMP onayına sahip ilk ve tek Ar-Ge merkezidir. Böylece yetim hastalıklar, nadir ve çok nadir hastalıkların tedavileri için gereken ilaçları üretim bütün dünyadaki hekimlerin ve hastaların hizmetine sunabilmektedir.

Yeni üretim hattı, Ar-Ge, tesis ya da teknoloji yatırımı kararı nasıl veriliyor? Yakın dönemde ne tür bir yatırıma imza attınız ya da atacaksınız?

Sağlık, özellikle de ilaç alanında dünyadaki gelişmeleri, trendleri ve güncel uygulamaları yakından takip ederek hangi hastalıkların tedavisi için hangi ilaçların ve/veya tedavi yöntemlerinin geliştirildiğini dikkatle değerlendiriyoruz. Bu ilaçların etki mekanizmaları, fayda/risk oranları, geliştirme aşamalarında gerçekleştirilen ön klinik ve klinik çalışmalarda elde edilen sonuçlar, mevcut tedavi seçenekleriyle kafa kafaya kıyaslamalı çalışmalar vb. gibi verileri alanında uzman takım arkadaşlarımızla birlikte değerlendirip orta ve uzun vadede en etkili tedaviyi sağlayacak ilaçlar ve/veya tedavi yöntemlerini belirliyoruz.

Bahsettiğim ilaçları fikri sınai haklar (özellikle patent) açısından da değerlendirdikten sonra orta-uzun vadede geliştirmeyi hedeflediğimiz ilaçları belirlemiş oluyoruz. Hedefimizi belirledikten sonra bu hedefleri gerçekleştirebilmemiz için gereken altyapı ve insan kaynağı gereksinimleri ile mevcut imkanlarımızı kıyaslayıp herhangi bir yatırım, insan kaynağına, üretim veya Ar-Ge’mize, ihtiyacı olup olmadığını belirlemiş oluyoruz.

Yatırım ihtiyacımız netleştikten sonra bu konuda ilgili teknik departmanlarımız harekete geçip gerekli süreçleri tamamladıktan sonra yatırım fizibilitesini hesaplıyoruz. Ülkemizin ihtiyaçları ve devletimizin teşvik uygulamalarını da dikkate alarak yatırım planımızı yapıyoruz. Yakın zamanda tesislerimize verimliliğimizi artırmak, maliyetlerimizi düşürmek ve üretim kapasitemizi artırmak amacıyla yeni yatırımlar yaptık. İlerleyen zamanlarda özellikle biyoteknolojik ürünlerle ilgili yeni yatırımlar hedefliyoruz.

Fabrikanızda; hammadde girişinden, tasarım ve Ar-Ge çalışmalarına, oradan sevkine kadar olan üretim süreçlerini anlatır mısınız?

Onko Koçsel olarak geliştireceğimiz bütün ürünlerin mümkün olan en yüksek kalite standartlarına uygun şekilde üretilmesi amacıyla Ar-Ge aşamasında bütün çalışmalarımızı QbD (Quality by Desing) ve DoE (Desing of Experiments) gibi araçları kullanılarak yürütüyoruz. Ar-Ge’de çalıştığımız bütün ürünlerimizi EMA, USFDA ve ICH kılavuzlarına ve yönetmenliklerine uygun olacak şekilde geliştiriyoruz ve sonuçta ortaya çıkarttığımız ruhsat başvurularında rahatlıkla kullanabiliyoruz. Ar-Ge Merkezinde, alanında uzman ve tecrübeli eczacılar, kimyagerler, kimya mühendisleri ve teknisyenlerinden oluşan; jenerik, süperjenerik ve biyobenzer ilaç araştırma ve geliştirme çalışmalarını ülkemizin ilk ve tek, dünyada ise sayılı modern teknoloji kapalı sistem laboratuvarlarında izole cihaz ve ekipmanlarda büyük bir yetkinlikle yürütüyoruz. Ar-Ge’miz olması gerektiği gibi göz bebeğimiz. AAr-Ge Merkezimizde anlattığım çalışmaları yürütürken çok değerli üniversitelerimiz ve öğretim üyelerimizin yanı sıra TÜBİTAK gibi saygın kurumlarımızla da ortak çalışmalar yürütüyoruz. Bazı projelerimizde yerli veya yabancı şirketlerle ortak çalışmalar yürütüyoruz. Bazı projelerimizde yerli veya yabancı şirketlerle ortak araştırma ve geliştirme faaliyetleri de yapıp hem ülkemize yeni teknolojiler ve ürünler kazandırıyoruz hem de yerli bir ilaç firmasının Ar-Ge merkezinde böyle çalışmalarını başarıyla yapabileceğini kanıtlıyoruz. Araştırma geliştirme çalışmaları kapsamında buluşunu yaptığımız yenilikçi ürünlerimiz, formülasyonlarımız ve üretim yöntemlerimiz için hem ulusal hem de uluslararası bazda patent başvurularımızı yapıyoruz ve fikri sınai haklarımızı koruma altına alıyoruz.

Tesislerimizdeki bütün faaliyetlerimizi Güncel İyi Üretim Uygulamaları (cGMP) çerçevesinde gerçekleştiriyoruz. Üretim süreçlerimiz öncelikle tedarikçilerin Kalite Sistemimizce değerlendirilmesi ve denetlenmesi ile başlar. Kalite Sistemimizin uygun bulmadığı bir tedarikçiden herhangi bir hammadde/malzeme temin etmeyiz. Tedarikçilerden gelen hammaddeleri alanında uzman ve tecrübeli analitik ekiplerimiz güncel farmakopelere ve ulusal ve uluslararası düzenleyici kuruluşların kılavuzlarına ve yönetmeliklerine göre değerlendiriyor. Sadece analiz sonuçları uygun bulunan tedarikçilerden hammadde temin ediyoruz. Bu şekilde bitmiş ürünlerimizde yer alan hammaddelerden kaynaklanabilecek kalite sapmalarının da önüne geçebiliyoruz.

Ar-Ge çalışmalarımızda, üretim proseslerimizi tekrarlanabilir, güvenilir ve dayanıklı olacak şekilde geliştirip optimize ediyoruz. Üretim proseslerinin geliştirilmesi esnasında Ar-Ge ve üretim ile ilgili bütün teknik ekibimiz beyin fırtınaları yaparak Ar-Ge’den üretim alanına proseslerin aktarılması sırasında çıkabilecek olası sorunları daha sorun yaşanmadan değerlendirir ve bunların önlenmesi için gerekli çalışmayı hep birlikte yürütürler. Sürekli iyileştirme prensibimizden hareketle, ürünlerimizin yaşam döngüleri süresince üretim proseslerini düzenli olarak değerlendirip optimizasyon/iyileştirme gereksinimlerini değerlendiriyoruz. Bir ihtiyaç belirlenmesi durumunda ilgili teknik arkadaşlarımız bir araya gelerek ilgili süreçleri yürütüyorlar. Böylece ticari olarak ürettiğimiz ürünlerimiz önceden belirlenmiş spesifikasyonlarına uygun ve maksimum verimlilikte üretilebilmektedir.

İlaç söz konusu olunca kaliteyi belirleyici faktörlerden birisi de bitmiş ürünlerin stabiliteleridir. Ürettiğimiz bütün ürünlerin belirtilen saklama koşullarında raf ömürleri boyunca stabil kalmaları için Ar-Ge aşamasından itibaren bütün çalışmalarımızı stabiliteyi dikkate alarak yapıyoruz.

Hammaddelerin ve ilaçların depolanması süreci de Güncel İyi Dağıtım Uygulamaları (Cgdp) çerçevesinde yürütüyoruz. Tesislerimizde işlediğimiz hammaddelerimizin bazılarının çok özel saklama ve işleme gereksinimleri olmadığı için bu konuda hassasiyetle duruyoruz. Ürettiğimiz ilaçlara, bu ilaçlarla tedavi olacak hastalara ve yakınlarına, bu tedaviyi fedakar çabalarla hastalara sunacak hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarına Onko Koçsel ailesinin birer ferdi olan çalışanlarımıza ve bütün insanlık olarak içinde yaşadığımız evimiz olan çevremize duyduğumuz saygıdan ve sevgiden ötürü kaliteden ödün vermeden hizmet vermeye devam ediyoruz ve edeceğiz.

Sıfır duruş ve sıfır hata ile kaliteli üretim adına ne tür metod ve sistemler kullanılıyor? Daha çok hangi otomasyon donanım ve yazılım teknolojilerinden yararlanıyorsunuz? Geriye dönük izlenebilirlik çalışmaları kapsamında neler yapılıyor?

İlaç sektörü hata kabul etmeyen bir sektör olduğu için daha önce de bahsettiğim gibi Ar-Ge aşamasında QbD ve DoE gibi araçlar kullanarak üretim proseslerimizin sürekli olarak kaliteli ürün üretecek şekilde geliştirip validasyonlarını tamamlıyoruz. Ürünlerin ticari olarak üretildikleri süre zarfında da üretim kayıtlarını ve proses çıktılarını düzenli olarak gözden geçirip gerekli olduğu durumlarda iyileştirme çalışmalarını yapıyoruz. Hem Ar-Ge’mizde hem de üretim alanlarımızda kullandığımız makinelerimiz kendilerine has yazılımlarla daha önceden belirlenen parametrelere uygun olarak çalıştığı için geriye dönük izlenebilirlik ve ilgili verilere istenildiği zaman ulaşmak bizler için çok kolay. Böylece üretim hatlarımızda insan faktöründen kaynaklanabilecek hataların da önüne geçmiş oluyoruz.

Ayrıca izolasyonlu ileri düzey ilaç üretim yöntemlerini uyguladığımız için hem ürünlerimizin kalitelerini güvence altına alıyoruz. Hem de Onko Koçsel ailesinin birer ferdi olan çalışanlarımızın sağlığını korumuş oluyoruz.

Fabrikamızda ve Ar-Ge merkezimizde attığımız her adımın yazılı prosedürü vardır. Yazılı prosedürlere uyum için denetim süremiz de mevcut. Bu sayede kişiye bağlı hata olasılığını da minimiza etmiş oluyoruz.

Bünyenizde otomasyon IT’nin entegrasyonunu nasıl sağlıyorsunuz? Dijitalleşme ve sanayinin dijital dönüşümü vizyonunuz nedir? Varsa pilot uygulamalarınızdan bahseder misiniz?

Bilgi teknolojileri ve otomatik kontrol sistemleri; birbirini tamamlayan, yer yer iç içe geçmiş ve ardışık süreçler olduğu için birisi diğerinden bağımsız düşünemeyecek sistemlerdir. Bizde henüz tesislerimizin tasarım ve kuruluş aşamasından itibaren bu sistemleri entegre çalışacak şekilde tasarladık. Ve kurduk. Onko Koçsel İlaçları SAP Projesi, Şubat 2015’te başladı ve plana sadık kalınarak 1 Ocak 2016 tarihinde canlı kullanıma geçti. Şirket çalışanlarımızdan 40 kişi ve 16 kişilik danışman ekibiyle birlikte MM-Malzeme Yönetimi, WM-Depo Yönetimi, PP-Üretim Planlama ve Kontrol, PM Bakım Yönetimi, CO-PA Karlılık Analizi, CO-Maliyet Muhasebesi ve Kontrol, FI-Mali Muhasebe, SD- Satış ve Dağıtım, QM- Kalite Kontrol, HR-İnsan Kaynakları, BASİS- Sistem Kurulumu modüllerini canlı kullanıma aldık. GMP kritik uygulamalar için tüm dünyada olduğu gibi Türkiye İlaç sektöründe de en çok kullanılan ERP çözümü SAP olduğundan tercihimiz bu yönde oldu.

SAP ERP sistemine geçiş sonrasında BusinessObjects raporlama, e-mutabakat, SAP Fiori ile mobil onay projelerini de gerçekleştiriyoruz. SAP BO ve diğer raporlama çalışmalarımız devam ediyor.

Onko Koçsel olarak bulut teknolojisini üretim tesisimizdeki HVAC(Heating Ventilaion and Air Conditioning) sistemlerimizde uygulamaya başladığımızı gururla belirtebilirim. Üretimin kalbi sayılabilecek kadar önemli olan HVAC sistemlerini buluta taşıyarak hem yeni teknolojilere olan inancımızı hem de kendimize olan güvenimizi gösterdik. Yaklaşık 14.000 ayrı noktadan izleme ve kontrol yapabilen entegre bir sistem olan HVAC sistemini buluta taşıyarak, izleme, kontrol ve problem çözme süreçlerini daha etkin hale getirdik.

Tesisinizde enerji verimliliğini sağlamak adına ne tür proje ve yatırımlar yapıyor, hangi sistem ve teknolojileri kullanıyorsunuz? Kendi enerjinizi üretiyor musunuz ya da bu yönde bir plan/projeniz var mı?

Üretim tesislerimizi dizayn aşamasında maksimum enerji verimliliğine sahip olmaları için tasarladık ve buna göre inşa ettik. Tercih ettiğimiz üretim makinaları ve sistemlerini de aynı amaçla bu alanda dünya çapında bilinirliği olan Almanya menşeili Gröninger gibi firmalardan temin ettik. 2018 yılında 1 adet projeyi hayata geçirdik. Endüstriyel buharın iş yaparak yoğunlaşması sonrasında açığa çıkan kondens, 8 bar basınçtan atmosfer basıncına düşünce kondensin belli bir miktarı buharlaşır. Burada açığa çıkan enerjiyi kullanarak sıcak su elde ediyoruz.

Proje aşamasında olan çalışmalarımız ise;

Solarwall isimli uygulama ile kış aylarında güneş enerjisiyle mahalleri ısıtma.
Bahar ve kış aylarında, chiller yerine soğutma kulesi çalıştırarak elektrik tasarrufu sağlamak.
Yüksek verimli su soğutmalı chiller kullanarak elektrik tasarrufu sağlamak.
Kojenerasyon sistemiyle elektrik üretirken, buhar ve sıcak su da üretmek.
Havalandırma sistemlerine ısı geri kazanım üniteleri kurarak dışarı atılan egzoz ile gelen taze havayı koşullandırmak.
İlaçta üretimin yerlileştirilmesi projesi ve hedeflerini değerlendirir misiniz?

İlaçta üretimin yerlileştirilmesini iki farklı bakış açısıyla bütüncül ve tamamlayıcı bir şekilde değerlendiriyoruz.

Kısa ve orta vadede;

Yerli ilaç üretimini artırmak için Türkiye’nin en çok ithal ettiği yüksek maliyetli ilaçların yerli imkanlarla üretilmesi için büyük bir adım atıldı. Ülkemizin 2023 yılı ana hedefleri arasında sağlık alanında özellikle yüzde yüz yerli ilaçların sentezi, tasarımı ve bunların bulunmasına yönelik yoğun bir çalışma ile proje teşvikleri devam etmektedir. Buradaki dışa bağımlılığımız hem kullanıma hazır bitmiş ürünlerin ithalatından hem de ülkemizde üretilen bitmiş ürünlerde kullanılan etken maddelerin ve yardımcı maddelerin büyük bir kısmının ithal edilmesinden kaynaklanmaktadır. Ülke olarak olarak ilaçta tam bağımsızlık hedeflediğimize göre hem bitmiş ürünlerin hem de bunların üretiminde kullanılan girdilerin yerelleştirilmesini hedeflemekteyiz.

Türkiye, onkoloji ürünleri açısından ne yazık ki dışa bağımlı denebilecek kadar fazla ithalata sahiptir. Ülkemizin bu alanda güçlenerek hem yurt içine yetecek düzeyde ürün üretebilmeye hem de ihracata destek vermeye yönelik inancına dayalı yaptığımız güçlü yatırım sayesinde 2014 yılında Sağlık Bakanlığı tarafında onkoloji alanında yatırım sayesinde 2014 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından onkoloji alanında yatırım teşvik ödülüne layık görüldük. Biz Onko Koçsel olarak bu alanda çalışmalar yapıyoruz. Bu anlamda ilaç sektöründeki en yüksek teşviki almış bulunmaktayız. İlaç sektöründe bizim haricimizde bu teşviki alabilen başka bir firma bulunmamaktadır. Buna rağmen bu teşviklerin yeterli olmadığını düşünmekteyiz. Çünkü önce yatırım yapıyorsunuz, bu yatırımı yaptıktan sonra teşvik anlamında size katkı sağlanıyor. Aslında olması gereken, sizin o yatırımı yapmadan önce o teşvikten yararlanmanızdır. Siz yatırımı yaptıktan riskleri göze aldıktan sonra alınan teşvik yeterli olmamaktadır.

Ana amacımız: Türkiye’de çoğunlukla teknolojik ve bilimsel yetersizlik nedeniyle, kısıtlı sayıda veya hiç üretimi yapılamayan, hayati önemi olan hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların üretimini yapmaktır. Bu sayede Türkiye’de ithalat-ihracat arasındaki büyük açığı, özellikle ilaç sektöründe, kapatmayı ve uzun vadede Onko Koçsel olarak net ihracatçı olmayı hedefliyoruz.

Ülkemizdeki ilaç pazarına ithal-imal ilaçlar açısından bakılacak olursa bu alandaki eksikliğimizin farkına daha iyi varabiliriz. 2018 yılında ithal ürünler 0,38 milyar kutu satışı ile 16,03 milyar TL ciro yapmıştır. Aynı yıl imal ürünler 1,92 milyar kutu satışı ile 14,91 milyar TL ciro yapmıştır. Onkolojinin 2018 yılında % 12,8 Pazar payıyla en yüksek paya sahip olan tedavi grubu olduğu ve onkoloji ilaçlarının yaklaşık %80’nin ithal olarak getirildiği düşünülürse bu alandaki yerlileştirme çalışmalarının ülkemize sağlayabileceği sosyo-ekonomik faydaların ne kadar büyük olabileceğini görebiliriz.

Uzun vadede;

İlaç sektöründe global olarak baktığımız zaman, özellikle insanların ortalama yaşam sürelerinin uzaması, teşhis ve tedaviye erişimin artması ve kolaylaşması ve ilaçlara erişimin de artmasıyla birlikte ilaç üretimi ve buna bağlı olarak ilaç üretimi sürekli artış göstermektedir. Özellikle yeni tanı yöntemlerinin geliştirilmesi, yeni hastalıkların ortaya çıkması ve kanser ya da benzeri hastalıkların tedavisinde kullanılabilen yeni moleküllerin ve tedavi yöntemlerin bulunması çok önemlidir. Bizim, ülke ve ilaç sektörü olarak uzun vadedeki hedefimizin orijinal kimyasal ya da biyolojik moleküller veya yeni tedavi yöntemleri, kişiselleştirilmiş gen tedavileri gibi, keşfederek bunları sağlık sektörünün hizmetine sunmak olmalıdır. Böyle bir başarı hem ülkemize ciddi ekonomik katkı sağlayacaktır. Hem de uluslararası bilim arenasında ülkemizin saygınlığını artıracaktır. Ancak yurtdışına baktığınızda rakiplerimizle aynı şartlarda rekabet edemiyoruz. O ülkeler bize göre yatırımcılarına daha fazla destek vermektedir. Bu tür yatırımlar tek bir ilaç firmasının tek başına başa çıkabileceği bir yatırım türü değildir. Devletimizin ilaç sektörünün ihtiyaç ve hedeflerine göre sektörel teşvikler vererek ilaç firmalarını ülkemizde böyle yatırımlar yapmaya teşvik etmesini bekliyoruz.

KAYNAK: https://www.onkokocsel.com/blog/solarwall-uygulamasi-%C4%B0le-fabr%C4%B0kasini-ki%C5%9Fin-g%C3%BCne%C5%9F-enerj%C4%B0s%C4%B0-%C4%B0le-isitacak/